English dictionary, thesaurus, translations & etymology
FreeDict.com

English–Turkish Dictionary

Translate English words into Turkish, and Turkish into English. Each entry shows gender, part of speech, example sentences and how the word is actually used — not just a bare equivalent.

Browse A–Z

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

“S” Words

scullery
bulaşıkhane
sculpt
oymak
sculpt
yontmak
sculpted
oyulmuş
sculpted
yontulmuş
sculptor
heykeltıraş
sculptor
heykelci
sculptor
yontucu
sculptural
heykelsel
sculpture
heykel
sculpture
yontu
sculpture
heykelcilik
sculpture
heykeltıraşlık
sculpture
yontuculuk
scurry
kaçmak
scurry
koşmak
scurry
koşturmak
scurry
seğirtmek
scurvy
iskorbüt
scuttle
batırmak
scythe
tırpan
scythe
kerenti
Scythia
İskitya
Scythian
İskit
Scythian
İskit
Scythian
İskitçe
sea
deniz
sea
derya
sea bass
levrek
sea breeze
deniz meltemi
sea buckthorn
çıçırgan
sea cucumber
deniz hıyarı
sea cucumber
deniz patlıcanı
sea green
su yeşili
sea horse
denizatı
sea lion
denizaslanı
sea lion
deniz aslanı
sea mouse
deniz faresi
Sea of Azov
Azak Denizi
Sea of Cortez
Cortez Denizi
Sea of Cortez
Cortés Denizi
Sea of Japan
Japon Denizi
Sea of Marmara
Marmara Denizi
Sea of Okhotsk
Ohotsk Denizi
sea otter
deniz samuru
sea pen
deniz kalemi
sea salt
deniz tuzu
sea snake
deniz yılanı
sea stack
kaya balyaları
sea turtle
deniz kaplumbağası
sea urchin
denizkestanesi
sea urchin
deniz kestanesi
seabird
deniz kuşu
seaborgium
seaborgiyum
seadog
deniz kurdu
seafoam
deniz köpüğü
seafood
deniz ürünleri
seafood
deniz ürünü
seagrass
deniz çayırı
seal
fok
seal
mühür
seamless
dikişsiz
seamless
muntazam
seamless
mükemmel
seamless
yetkin
seamster
dikişçi
seamster
terzi
séance
seans
search
arama
search
aramak
search engine
arama motoru
search warrant
arama emri
search warrant
arama kararı
searchable
aranabilir
seashell
deniz kabuğu
seashell
kabuk
seashell
balık kulağı
seashore
deniz kıyısı
seasickness
deniz tutması
season
çeşni
season
mevsim
season
sezon
season
baharat katmak
season
çeşni katmak
season
çeşnilemek
season
çeşnilendirmek
seasoning
baharat
seasteading
deniz arazileşmesi
seat belt
emniyet kemeri
Seattle
Seattle
seawater
deniz suyu
seaweed
deniz yosunu
seaweed
su yosunu
seborrhea
sebore
secede
ayrılmak
secession
ayrılma
secluded
ayrılmış
secluded
gözden uzak
secluded
gözlerden uzak
secluded
inzivaya çekilmek
secluded
tecrit edilmiş
secluded
ıssız
second
ikinci
second
saniye
second
saniye
second
katılmak
second grade
ikinci sınıf
second lieutenant
asteğmen
second person
ikinci kişi
second sight
altıncı his
second-class object
ikinci sınıf nesne
secondary
ikincil
secondhand
elden düşme
secondhand
ikinci el
secondhand
kullanılmış
secrecy
gizli tutma
secrecy
mahremiyet
secrecy
sır tutma
secret
gizli
secret
saklı
secret
sır
secret
giz
secret service
gizli servis
secretariat
sekretarya
secretary
sekreter
secretary
katip
secretary bird
sekreter kuşu
secretary bird
yılan akbabası
Secretary General
genel sekreter
secretion
salgı
secretion
ifraz
secretion
ifraz
secretion
salgı
sect
mezhep
sectarian
mezhepsel
sectarian
sekter
sectarian
bağnaz
sectarian
sekter
secular
dünyevi
secular
seküler
secularism
laiklik
secularism
sekülerizm
secularist
laik
secularist
sekülarist
secure
güvende
secure
güvenli
secure
sağlam
secure
sıkı sıkı bağlamak
securely
emniyetli
securely
güvenle