English dictionary, thesaurus, translations & etymology
FreeDict.com

English–Turkish Dictionary

Translate English words into Turkish, and Turkish into English. Each entry shows gender, part of speech, example sentences and how the word is actually used — not just a bare equivalent.

Browse A–Z

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

“S” Words

securely
güvenlice
security
güvenlilik
security
emniyet
security
güvenlik güçleri
security guard
güvenlik bekçisi
sedation
sedasyon
sedentary
durağan
sedentary
sedanter
sedentary
durağan
sedentary
sedanter
sedentary
tembel
sedge warbler
kındıra kamışçını
sedimentary
tortul
sedimentary
tortulu
sedimentary
tunmal
sedimentary rock
tortul kayaçlar
Sedna
Sedna
sednoid
sednoid
seducer
ayartıcı
seduction
ayartma
seduction
ayartı
seductive
ayartıcı
seductive
cazip
see
bak
see
gördün mü
see
görmek
see
anlamak
see
görmek
see double
çift görmek
see red
tepesi atmak
see red
öfkelenmek
see you
görüşürüz
see you
sonra görüşürüz
see you later
görüşmek üzere
see you later
görüşürüz
see you soon
görüşmek üzere
see you soon
görüşürüz
seed
tohum
seed
tane
seed drill
ekme makinesi
seed drill
mibzer
seed drill
ekim makinesi
seedling
fide
seedling
çöğür
seek
aramak
seem
görünmek
seem
gözükmek
seep
sızmak
seepage
sızıntı
seer
falcı
seesaw
tahterevalli
seethe
kaynamak
seethe
köpürmek
segregation
ayırma
segregation
ayrımcılık
segregation
ırk ayrımı
segregation
cinsiyet ayrımcılığı
segregation
kadın erkek ayrımcılığı
seigneurie
senyörlük
Seine
Sen
Seine
Sen Nehri
seismic
sismik
seismograph
sismograf
seismology
sismoloji
seize
kapmak
seize
el koymak
seize
koymak
seize the day
günü yakala
seize up
tutulmak
seize up
tutukluk yapmak
seizure
ele geçirme
seizure
gasp
seizure
kriz
seizure
nöbet
seizure
kriz
Selçuk
Selçuk
seldom
az
seldom
nadiren
selectable
seçilebilir
selection
seçme
selection
ayırma
selection
seçenek
selection
seleksiyon
selection
seçilen
selection
seleksiyon
selection
seçilen
selective
seçici
selenium
selenyum
selenocentric
Ay merkezli
self
kendi
self
öz
self-assured
kendinden emin
self-assured
kendine güvenen
self-confident
kendinden emin
self-confident
özgüvenli
self-criticism
öz eleştiri
self-defense
nefsi müdafaa
self-defense
meşru müdafaa
self-determination
otodeterminasyon
self-employment
serbest meslek
self-esteem
haysiyet
self-esteem
izzetinefis
self-esteem
öz saygı
self-expression
öz ifade
self-hatred
kendine olan nefret
self-immolation
kendini ateşe verme
self-immolation
kendini yakma
self-immolation
özyakım
self-interest
öz çıkar
self-isolate
kendini izole etmek
self-portrait
otoportre
self-propelled
kendi kendine hareket eden
self-propelled
kendinden tahrikli
self-respect
özsaygı
self-sacrifice
fedakârlık
self-sacrifice
özveri
self-seeker
çıkarcı
self-willed
inatçı
selfbow
doğal yay
selfbow
tek parçalı yay
selfie
özçekim
selfie
görçek
selfie
selfie
selfie stick
selfie çubuğu
selfish
bencil
selfish
egoist
selfish
hodbin
selfish
hodkam
selfishness
bencillik
selfishness
egoistlik
selfishness
hodbinlik
selfless
fedakâr
selfless
özgecil
selfless
özverili
sell
satmak
sell like hot cakes
peynir ekmek gibi satılmak
sell one's body
bedenini satmak
seller
satıcı
seller
bayi
selling price
satış fiyatı
Selma
Selma
semanteme
kökanlam
semantic
anlamsal
semantic
manaya ait
semantic
semantik
semantics
anlambilim
semantics
anlam
semaphore
semafor
Semarang
Semarang
semen
meni