English dictionary, thesaurus, translations & etymology
FreeDict.com

English–Turkish Dictionary

Translate English words into Turkish, and Turkish into English. Each entry shows gender, part of speech, example sentences and how the word is actually used — not just a bare equivalent.

Browse A–Z

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

“B” Words

bristly
kıllı
Bristol
Bristol
Britain
Britanya
British
İngiliz
British
İngiliz
British
İngiliz İngilizcesi
British English
Britanya İngilizcesi
British Isles
Britanya Adaları
British Virgin Islands
Birleşik Krallık Virgin Adaları
Brittany
Bretonya
brittleness
gevrek olma
brittleness
gevreklik
brittleness
kırılgan olma
brittleness
kırılganlık
Brno
Brno
bro
kanka
broach
delmek
broad bean
bakla
broad bean
ful
broad-minded
açık fikirli
broad-shouldered
geniş omuzlu
broadcast
dağılmış
broadcast
geniş alana dağılan
broadcast
yayınlanan
broadcast
yayınlanmış
broadcast
yayın
broadcast
yayınlamak
broadcaster
yayımcı
broadcasting
yayın
broadcasting
yayım
broaden
genişletmek
broaden
genişlemek
broccoli
brokoli
broccoli
yeşil karnabahar
brochette
broşet
brochure
broşür
brochure
kitapçık
brochure
risale
broke
meteliksiz
broke
züğürt
broken
bölünmüş
broken
kırık
broken
kırık
broken
bozuk
broken heart
kırık kalp
broken record
bozuk plak gibi
broken record
kırık plak gibi
broker
simsar
broker
komisyoncu
broker
tellal
broker
kambiyo ajanı
bromide
bromür
bromine
brom
bromoform
bromoform
bronchiectasis
bronşektazi
bronchitis
bronşit
bronchodilator
bronkodilatör
bronchoscopy
bronkoskopi
bronchus
bronş
bronze
tunç
bronze
bronz
Bronze Age
Tunç Çağı
bronze medal
bronz madalya
brooch
broş
brook
dere
broom
süpürge
broomrape
canavar otu
broth
et suyu
brothel
kerhane
brothel
genelev
brothel
umumhane
brother
kardeş
brother
birader
brother
kardeş
brother
ağabey
brother
kardeş
brother
erkek kardeş
brother
birader
brother
ağabey
brother
abi
brother
aga
brother
kardeş bellemek
brother
kardeş bilmek
brother
kardeş saymak
brother-in-law
kayınbirader
brother-in-law
bacanak
brother-in-law
enişte
brother-in-law
kayın
brother-in-law
kayınbirader
brother-in-law
kayın
brother-in-law
kayınço
brotherhood
biraderlik
brotherhood
kardeşlik
brotherhood
birlik
brotherhood
kardeşlik
brotherhood
birlik
brotherhood
cemiyet
brotherhood
dernek
brotherhood
kardeşlik
brotherhood
lokal
brotherly
kardeşçe
browbeat
göz dağı vermek
browbeat
göz korkutmak
browbeat
korkutmak
brown
kahverengi
brown
kahverengi
brown
kongur
brown
konur
brown
kahverengileşmek
brown
karamelize etmek
brown
karamelize olmak
brown bear
boz ayı
brown bear
bozayı
brown bullhead
kedi yayın balığı
brown falcon
kahverengi doğan
brown shrike
kahverengi örümcek kuşu
brown sugar
kahverengi şeker
brown sugar
esmer şeker
brown trout
dere alabalığı
brown trout
alabalık
brownie
brovni
brownie
browni
brownie
brownie
brownish
bozlak
brownish
bozumsu
brownish
bozumtırak
brownish
kahvemsi
brownish
kahvemtırak
brownish
kahverengimsi
browse
gözden geçirmek
browse
göz atmak
browse
otlamak
brucellosis
bruselloz
brucellosis
Malta humması
bruise
morluk
bruise
morartı
bruise
çürük
Brunei
Bruney
Brunei
Brunei
brunette
esmer
brunette
esmer
brush
fırça
brush
fırçalamak
Brussels
Brüksel
Brussels sprout
Brüksel lahanası
Bryansk
Bryansk
bryophyllum
tavukpençesi
bubble
köpük
bubble butt
götlek
bubble memory
köpük bellek