English dictionary, thesaurus, translations & etymology
FreeDict.com

English–Turkish Dictionary

Translate English words into Turkish, and Turkish into English. Each entry shows gender, part of speech, example sentences and how the word is actually used — not just a bare equivalent.

Browse A–Z

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

“C” Words

citizen
vatandaş
citizen
yurttaş
citizen
sivil
citizen
halk
citizenship
vatandaşlık
citizenship
yurttaşlık
citric acid
sitrik asit
citric acid cycle
sitrik asit döngüsü
citron
ağaç kavunu
citrus
narenciye
citrus
turunçgiller
citrus fruit
narenciye
citrus fruit
turunçgiller
city
şehir
city
kent
city hall
belediye binası
city state
şehir devleti
city state
site devlet
civet
misk kedisi
civic
halk
civil
sivil
civil code
medeni hukuk
civil defense
sivil savunma
civil engineer
inşaat mühendisi
civil engineering
inşaat mühendisliği
civil servant
devlet memuru
civil servant
memur
civil union
medeni birliktelik
civil war
iç savaş
civilian
sivil
civilian
sivil
civility
incelik
civility
kibarlık
civility
edep
civility
nezaket
civilization
medeniyet
civilization
uygarlık
civilization
ekinç
civilization
insanlık
civilization
medenîleşme
civilization
uygarlaşma
civilization
sivilleşme
civilization
medeniyet
civilization
uygarlık
claim
iddia
claim
iddia etmek
claim
öne sürmek
clairvoyance
basiret
clairvoyance
durugörü
clairvoyance
sağgörü
clairvoyant
durugörücü
clam
istiridye
clam
midye
clamp
işkence
clamp
kıskaç
clan
boy
clan
kabile
clap
şak
clapperboard
çekim tahtasının
claptrap
palavra
claque
şakşakçı
claret
bordo
claret
bordo şarabı
claret
bordo
clarify
temizlemek
clarify
arındırmak
clarify
arınmak
clarify
halletmek
clarify
temizlemek
clarify
temizlenmek
clarify
çözmek
clarinet
klarnet
Clark
Clark
class
sınıf
class consciousness
sınıf bilinci
class reunion
sınıf buluşması
class-based
sınıf tabanlı
class-based programming
sınıf tabanlı programlama
classeme
sınıfbirim
classical
klasik
classical conditioning
klasik koşullanma
classical music
klasik mU
classical studies
klasik çalışmalar
Classical Syriac
Süryanice
classification
sınıflandırma
classification
tasnif
classism
sınıfçılık
classmate
sınıf arkadaşı
classmate
sınıftaş
classpath
sınıf yolu
classroom
sınıf
classroom
derslik
clathrate
kafes bileşik
clathrate
klatrat
clatter
takır tukur
clatter
patır kütür
clause
cümlecik
clause
ibare
claustrophobia
klostrofobi
claustrophobia
kapalı yer korkusu
claustrophobic
klauztrofobik
claustrophobic
klauztrofobiya
clavicle
köprücük kemiği
claw
pençe
claw
kıskaç
clay
kil
claystone
kil taşı
clean
temiz
clean
arı
clean
arın
clean
temizlemek
clean and jerk
silkme
cleaner
temizlikçi
cleaner
hademe
cleaning
arıklaşma
cleaning
temizleme
cleaning
temizlik
cleanliness
temizlik
cleanliness
taharet
cleanup
temizleme
clear
açık
clear
aşikar
clear
net
clear
(bir şeyin)önündeki engelleri kaldırmak, açıklığa kavuşturmak, üzerindeki şüpheyi kaldırmak, ıskalamak, yanından geçmek, netleştirmek, (takas) sonuçlanmak
clear cut
açık
cleavage
dekolte
cleave
yarmak
cleaver
satır
cleavers
yoğurt otu
clef
nota anahtarı
clef
anahtar
cleft
yarık
clematis
akasma
clementine
klemantin
Cleopatra
Kleopatra
clerk
kâtip
clerk
yazman
clever
becerikli
clever
akıllı
clever
zeki
clever
afacan
clever
cingöz
clever
uyanık
clever
zeki
clever
dahi
clever
dahiyane
clever
zekice
clew
yumak
cliché
klişe
click
tık