English dictionary, thesaurus, translations & etymology
FreeDict.com

English–Turkish Dictionary

Translate English words into Turkish, and Turkish into English. Each entry shows gender, part of speech, example sentences and how the word is actually used — not just a bare equivalent.

Browse A–Z

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

“D” Words

discussion
tartışma
discussion
bahıs
disease
hastalık
disease
sayrılık
disembark
karaya çıkmak
disfavour
gözden düşme
disgruntled
gücenmiş
disgruntled
hoşnutsuz
disgruntled
keyifsiz
disgruntled
şikayetçi
disguise
tebdili kıyafet
disguise
kılık değiştirme
disguise
kılık değiştirmek
disgust
iğrenme
disgust
iğrenti
disgust
tiksinme
disgust
tiksinti
disgust
bikkinlik
disgust
iğrendirmek
disgust
tiksindirmek
disgusting
iğrenç
disgusting
tiksindirici
dish
tabak
dish
tanner
dish
yemek
dish
dish
taam
dish
bulașık
dish
çanak
dish towel
kurulama bezi
dish up
kotarmak
disharmonious
ahenksiz
disharmonious
imtizaçsız
disharmonious
uyumsuz
dishcloth
bulaşık bezi
dishcloth
sarı bez
dishcloth
temizlik bezi
dishwasher
bulaşık makinesi
dishwasher
bulaşıkçı
dishwasher
bulaşıkçı
dishwater
bulaşık suyu
disinfectant
dezenfektan
disinformation
dezenformasyon
disinherit
mirastan mahrum bırakmak
disintegration
dezentegrasyon
disk
disk
disk
ağırşak
disk
disk
disk
plak
disk
sabit disk
dismal
berbat
dismal
kasvetli
dismay
ödünü koparmak
Disney
Walt Disney Şirketi
disobedient
asi
disobedient
başkaldırıcı
disobedient
yaramaz
disorderly
darmadağınık
disorderly
karmakarışık
disorganization
örgütsüzlük
disorganized
dezorganize
disorganized
düzensiz
disown
evlatlıktan reddetmek
disparaging
aşağlayıcı
disparaging
hor gören
disparaging
kötüleyici
disparaging
küçümseyici
disparate
apayrı
disparate
bambaşka
disparate
kıyaslanamaz
disparate
kıyaslanmaz
dispatch
yollama
dispatch
acele etme
dispatch
göndermek
dispatch
mahrum etme
dispatch
sevk etmek
dispatch
yenme
dispatch
yoksun bırakma
dispatching
dağıtım
dispatching
sevkiyat
dispensary
dispanser
dispense
bırakmak
dispense
dağıtmak
dispense
tevzi etmek
dispense
vermek
dispense
hazırlamak
disperse
dağıtmak
displacement
yer değiştirme
display
dürbün
display
ekran
display window
vitrin
dispose
kurtulmak
disprefer
tercih etmemek
disputatious
kavgacı
disputatious
dalaşkan
disputed
tartışmalı
disputed
tartışılan
disquiet
huzursuzluk; endişe; kaygı
disquiet
endişe vermek; huzursuzlandırmak; rahatsızlık vermek
disregard
aldırmazlık
disregard
takmama
disregard
umursamama
disregard
uymama
disruption
inkıta
disruption
kesilme
disruption
kesinti
disruption
düzensizlik
disruption
karmaşa
disruptive
rahatsız edici
dissatisfied
hoşnutsuz
dissatisfied
memnuniyetsiz
disseminate
yaymak
disseminate
yayılmak
dissent
anlaşmazlık
dissent
ihtilaf
dissident
muhalif
dissociative identity disorder
dissosiyatif kişilik bozukluğu
dissociative identity disorder
çoklu kişilik bozukluğu
dissolve
çözünmek
dissolve
çözmek
distaff
öreke
distance
mesafe
distance
ara
distance
uzaklık
distance function
mesafe fonksiyonu
distance function
uzaklık fonksiyonu
distance learning
uzaktan eğitim
distant
uzak
distant
ırak
distant
mesafeli
distant
soğuk
distant
uzak
distasteful
tatsız
distasteful
nahoş
distasteful
tatsız
distended
şişmiş
distended
gebe
distended
hamile
distillation
distilasyon
distillation
destilasyon
distillation
damıtık
distillation
destilat
distillation
destile
distilled water
damıtık su
distiller
imbik
distinction
ayrım
distinction
fark
distinction
farklılık
distinctive
farklı
distinguish
ayırmak