English dictionary, thesaurus, translations & etymology
FreeDict.com

English–Turkish Dictionary

Translate English words into Turkish, and Turkish into English. Each entry shows gender, part of speech, example sentences and how the word is actually used — not just a bare equivalent.

Browse A–Z

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

“I” Words

immense
kocaman
immigrant
göçmen
immigrant
muhacir
immigrate
göç etmek
immigrate
göçmek
immigration
göç etme
immigration
göçmenlik
immigration
hicret
immiscibility
karışmazlık
immiscible
karışmaz
immobile
hareketsiz
immortal
ölümsüz
immortal
akıllardan silinmeyen
immortal
unutulmaz
immortal
ölümsüz
immortalise
ölümsüzleştirmek
immortality
ölümsüzlük
immune system
bağışıklık sistemi
immunity
bağışıklık
immunity
dokunulmazlık
immunity
dokunulmazlık
immunity
masuniyet
immunity
muafiyet
immunological
immünolojik
immunology
immünoloji
immutable
değişmez
immutable
sabit
IMO
bence
IMO
bilgi yönetim subayı
IMO
Uluslararası Denizcilik Teşkilatı
impact
çarpma
impact
vuruş
impact
etki
impact
tesir
impair
zarar vermek
impair
azaltmak
impair
kötüleştirmek
impair
sınırlamak
impair
zayıflatmak
impaired
bozuk
impaired
güçsüz
impaired
zayıf
impala
impala
impartial
tarafsız
impartial
adil
impartial
yansız
impassable
geçilmez
impassive
duyarsız
impatient
sabırsız
impatient
aceleci
impatient
tez canlı
impatient
aceleci
impatient
sabırsız
impatient
tez canlı
impatiently
sabırsızca
impeach
itham etmek
impeach
suçlamak
impeach
mani olmak
impeach
önlemek
impecuniosity
parasızlık
impedance
empedans
impede
engellemek
imperative
mecburi
imperative
zorunlu
imperative
emir kipi
imperative
mecburiyet
imperative
zorunluluk
imperative mood
emir kipi
imperfect
kusurlu
imperfect
noksan
imperfection
kusursuzluk
imperfection
mükemmeliyet
imperfection
mükemmellik
imperfection
defo
imperfection
eksiklik
imperfection
kusur
imperialism
emperyalizm
imperialist
emperyalist
impertinent
yüzsüz
impertinent
alakasız
impervious
etkilenmez
impervious
geçirmez
impervious
su geçirmez
impervious
dayanıklı
implacable
yatıştırılamaz
implant
implant
implement
araç
implement
uygulamak
implement
tatbik etmek
implement
yerine getirmek
implementation
tatbik
implementation
uygulama
implementation
uygulama
implementer
gerçekleştirici
implementer
uygulayan
implementer
uygulayıcı
implication
bulaştırma
implication
dolaylı anlatım
implication
ima
implication
akıl yürütme
implication
gerektirme
implication
istidlal
implicit
üstü kapalı
implicit
örtülü
implode
yıkılmak
implore
yalvarmak
imply
ima etmek
imply
demek istemek
imply
gerektirmek
imply
işaret etmek
imply
kastetmek
imply
manasına getirmek
imply
demek istemek
imply
gerektirmek
imply
kastetmek
import
ithal
import
ithalat
importance
önem
importance
ehemmiyet
important
önemli
important
mühim
importer
ithalatçı
importune
dadanmak
importune
sıkboğaz etmek
importune
üstelemek
importunity
sırnaşıklık
impossible
imkânsız
impossible
olanaksız
impostor syndrome
sahtekar sendromu
impotence
iktidarsızlık
impoverish
fakirleştirmek
impoverish
güçsüzleştirmek
impoverish
verimsizleştirmek
impoverish
yoksullaştırmak
impoverish
yoksullaşmak
imprecation
küfretme
imprecation
küfür etme
imprecation
sövme
imprecation
küfür
imprecation
sövgü
impregnate
döllemek
impregnate
tohumlamak
impregnate
doyurmak
impregnate
emdirmek
impregnate
hamile bırakmak
impregnate
yedirmek
impregnate
emprenye etmek
impregnate
sugeçirmez yapmak
impress
etkilemek
impressed
etkilenmiş