English dictionary, thesaurus, translations & etymology
FreeDict.com

English–Turkish Dictionary

Translate English words into Turkish, and Turkish into English. Each entry shows gender, part of speech, example sentences and how the word is actually used — not just a bare equivalent.

Browse A–Z

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

“I” Words

impression
intiba
impression
tesir
impressive
etkileyici
imprint
künye
imprisonment
hapsetme
impromptu
doğaçlama
impromptu
doğaçsı
impromptu
hazırlıksız
impromptu
doğaç
improper
uygunsuz
improper
uygunsuz
improper
yakışıksız
improper
yanlış
improve
düzeltmek
improve
iyileştirmek
improvised
doğaçlama
improvised explosive device
doğaçlama infilak aygıtı
improvised explosive device
el yapımı patlayıcı
imprudent
basiretsiz
imprudent
ihtiyatsız
imprudent
tedbirsiz
impudence
arsızlık
impudent
arsız
impulse
dürtü
impulsive
fevri
impunity
cezasızlık
impurity
katışıklık
impurity
safsızlık
Imsouane
İmsuvan
in
-la
in
-le
in
ile
in
-da
in
-de
in
-ta
in
-te
in
-dan
in
-den
in
-tan
in
-ten
in
içinde
in
içinde
in
-da
in
-de
in
-ta
in
-te
in
sırasında
in
-kan
in
-ken
in
iken
in
-a
in
-e
in a row
arka arkaya
in a row
art arda
in a row
birbiri ardına
in a row
peş peşe
in a way
bir bakıma
in absentia
gıyaben
in addition
ek olarak
in addition
ilaveten
in any event
her halde
in any event
her halükarda
in case
eğer
in chorus
hep bir ağızdan
in chorus
koro halinde
in detail
ayrıntılı bir şekilde
in detail
detaylı bir şekilde
in detail
detaylıca
in detail
etraflıca
in droves
fazlasıyla
in droves
ziyadesiyle
in favor of
leh
in favor of
yan
in front of
önünde
in front of
karşısında
in front of
önünde
in front of
berisinde
in front of
gerisinde
in keeping with
-e uygun olarak
in lieu of
yerine
in light of
ışığı altında
in light of
ışığında
in love
aşk içinde
in love
âşık
in my opinion
bana göre
in my opinion
bence
in my opinion
fikrimce
in no time
anında
in one go
tek oturuşta
in one go
tek seferde
in one's own right
kendi başına
in one's own right
kendi kendine
in order
sırayla
in other words
başka bir deyişle
in return
karşılığında
in short
kısaca
in situ
in situ
in so many words
harfi harfine
in so many words
harfiyen
in so many words
kelimesi kelimesine
in spite of
rağmen
in spite of
karşın
in the bag
cepte
in the bag
çantada keklik
in the blink of an eye
göz açıp kapayıncaya kadar
in the future
ilerde
in the heat of the moment
sıcağı sıcağına
in the land of the blind, the one-eyed man is king
körler ülkesinde tek gözü olan kral olur
in the mood
havasında olmak
in the near future
yakın gelecekte
in the nick of time
son anda
in the nick of time
yumurta kapıya dayanınca
in the past
eskiden
in the past
evvelce
in the past
evvelden
in the past
önceden
in the way of
-ca
in the way of
-ce
in the way of
-ça
in the way of
-çe
in the wild
doğada
in the wild
tabiatta
in time
vaktinde
in time
zamanında
in time
zamanla
in vain
boşuna
in weal and woe
iyi zamanda kötü zamanda
in your dreams
rüyanda görürsün
in your face
sana kapak olsun
in-kind
aynı
in-law
ayın
inaccessible
erişilemez
inactive
aktif değil
inactive
çalışmıyor
inadequate
az
inadequate
kıt
inadequate
yetersiz
inadvertently
kazara
inanimate
cansız
inanimate
hareket edemeyen
inanimate
ölü
inanimate
cansız
inanition
açlık
inanition
zafiyet
inappropriate
uygunsuz
inaudible
duyulamaz
inaugural
açılış
inaugurate
törenle açmak
inauspicious
menhus
inauspicious
uğursuz