English dictionary, thesaurus, translations & etymology
FreeDict.com

English–Turkish Dictionary

Translate English words into Turkish, and Turkish into English. Each entry shows gender, part of speech, example sentences and how the word is actually used — not just a bare equivalent.

Browse A–Z

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

“E” Words

Enceladus
Enseladus
encephalic
beyincil
encephalitis
ensefalit
encephalitis
beyin iltihabı
encephalopathy
ensefalopati
enchain
zincirlemek
enchant
büyülemek
enchant
büyülemek
enchant
büyü yapmak
enchanting
büyüleyici
enchantment
büyülem
enchantment
büyülenme
enchantment
büyü
enchantment
büyülem
enclave
enklav
enclosure
ilişik
enclosure
ilişik
enclosure
çevrelenmiş
enclosure
çitlenmiş
enclosure
çitleme
encoder
enkoder
encoder
kodlayıcı
encore
bi daha!
encore
bir daha!
encounter
rastlamak
encourage
cesaretlendirmek
encourage
teşvik etmek
encourage
yüreklendirmek
encourage
teşvik etmek
encourage
önermek
encourage
desteklemek
encrypt
şifrelemek
encrypted
şifrelenmiş
encrypted
şifreli
encumbered
mânî olunmuş
encumbered
yoluna taş koyulmuş
encumbrance
engel
encumbrance
mesuliyet
encumbrance
sorumluluk
encumbrance
yük
encumbrance
borç
encumbrance
ipotek
encyclopedia
ansiklopedi
encyclopedic
ansiklopedik
end
son
end
ölüm
end
son
end
sonuç
end
amaç
end
sonlanmak
end
bitirmek
end
bitmek
end
sonlandırmak
end
tükenmek
end
tüketmek
end of the world
dünyanın sonu
end of the world
dünyanın sonu
end of the world
kıyamet
end user
son kullanıcı
end user
son kullanıcılar
end user license agreement
son kullanıcı lisans anlaşmaları
end user license agreement
son kullanıcı lisans anlaşması
end user license agreement
son kullanıcı lisans sözleşmeleri
end user license agreement
son kullanıcı lisans sözleşmesi
endangered
nesli tehlikede
endangered species
nesli tehlikede olan türler
endeavor
gayret etmek
endeavor
teşvik etmek
endeavor
uğraş göstermek
endeavor
çaba sarfetmek
endeavor
çabalamak
endemic
endemik
endive
hindiba
endless
ebedi
endless
ölümsüz
endless
bitmeyen
endless
sonsuz
endocarditis
endokardit
endocardium
endokard
endocrine system
endokrin sistem
endocrine system
hormonal sistem
endocrinologist
endokrinolog
endometriosis
endometriozis
endoplasmic reticulum
endoplazmik retikulum
endorheic
kapalı
endorphin
endorfin
endorse
desteklemek
endorse
onaylamak
endorse
tasvip etmek
endorse
cirolamak
endorse
havâle etmek
endorse
imzâlamak
endoscope
endoskop
endoskeleton
iç iskelet
endothelium
endotel
endpoint
bitim noktası
endpoint
bitiş noktası
endurance
dayanıklılık
enema
lavman
enemy
düşman
enemy
hasım
enemy
yağı
enemy
düşman
enemy of the people
halk düşmanı
Eneolithic
Bakır Taş Çağı
Eneolithic
Bakır Çağı
Eneolithic
Kalkolitik Çağ
Eneolithic
Maden Taş Çağı
energy
enerji
energy
erke
energy
güç
energy
dönünek
energy
enerji
energy
erke
energy drink
enerji içeceği
engaged
nişanlı
engaged
sözlü
engagement
nişan
engine
motor
engineer
makinist
engineer
mühendis
engineer
kıvcı
engineering
mühendislik
England
İngiltere
English
İngilizce
English
İngiliz
English
İngiliz
English
İngilizce
English
İngilizce
English
İngiliz
English Channel
Manş Denizi
English Channel
Manş
Englishman
İngiliz
Englishness
İngilizlik
Englishwoman
İngiliz kadın
Englishwoman
İngiliz karısı
engrossing
sürükleyici
engulf
kaplamak
enhance
artırmak
enhance
geliştirmek
enhance
iyileştirmek
enhanced
geliştirilmiş
enhanced
artan
enigma
bilmece
enigma
muamma
enigmatic
muğlak
enjoy
zevk almak
enjoy
eylenmek
enjoy
eğlenmek
enjoy
haz almak